amber’14: “Merkezsizleşme”

14.amberplatform.org

amber’14 – sanat ve teknoloji festivali, bu yıl ilk kez, şimdiye dek alışık olduğunuzdan farklı bir biçimde organize oluyor. amber’14’de çağırısız, bütçesiz, merkezsiz ve organizasyonun en minimale indirgendiği, çoklukla otonom projelerden oluşan bir festival izleyeceksiniz. amber’14, „merkezsizleşme“ başlığı altında, amberPlatform’un kendini merkez organizasyonun ötesinde bir yapılanmayla geri çekildiği, bu festivalde yer almak isteyen ve kendi kendini organize ve finase eden mikroekonomik projelerin toplamından oluşacak.

Çeşitli disiplinlerde ve farklı bağlamlarda, üzerine üretilmiş çoklu teorileri ve tartışmaları içeren „Merkezsizleşme / Decentralization“ kavramı, bugün farklı alanlarda içinde bulunulan kriz durumlarına da çözüm oluşturması ümid edilen metodolojilere altyapı oluşturuyor:

> Politik organizasyon bağlamında, merkezi ve hiyerarsik yapılanmıs, birden çok etnisite barındıran Devlet yapılarının „tamamlama“ („subsidarity“ – hiyerarşik olarak en alt alttaki yapıda karara varma inisiyatifi)  üzerinden federal bir organizasyona evrilerek entegre bir devlet sisteminin oluşması ve ulus kavramının sembolik-imajiner bir birliğe (topluma) dönüşmesi;

>Şehircilik ve kentleşme bağlamında „merkezdışı konsentrasyon (decentrale concentration)“ mekan geliştirme metodolojisi olarak, kent merkezinden uzak bulunan etnik, ekonomik, sosyal ve altyapı problemlerinin çokça olduğu periferilerin aksiyal bir sistem üzerinden şehrin ana damarlarına bağlanması ile bütüne entegrasyonunun ve gelişiminin öngörülmesi;

> Informatik’de „merkezsiz ağ (decentrale network)“ ile bilgisayarların hiyerarşik bir veri trafiğine değil de, veri akışına göre çok katmanlı düğüm noktaları üzerinden birbirleri üzerinden ağa bağlanarak daha hızlı ve merkezi kontrol dışı bir trafiğe olanak tanıması ve kesinti anlarında işlev gösteren bağlantılar üzerinden online kalmasının sağlanması;

> Otomatizasyon üretim teknolojilerinde, “merkezdışı periferi (decentrale peripherie)” komplike görevlerin farklı dış elektronik çiplere dagıtılarak birbirleriyle ileteşen bir yapılanmayla çözülmesi;

> „Merkezsizleştirilmis enerji üretimi (decentrale electricity production)“ enerjinin küçük santraller ve diger alternatif enerji üretim şebekelerinin tüketiciye en yakın mekanda kurularak, infrastruktur ve dağıtım problemlerinin çözüme ulaşması … vs.

Düşünsel bağlamda filozof ve matematikçi Edmund Husserl’in birçok medya sanatçısına da ilham vermis ve çok tartısılmıs sistem teorileri, son dönemde önem kazanan postanarsizm teorileri, veya yine son yıllarda DIY stratejileri üzerinden sistem dısı ve merkez ötesi, üretim ve değiş-tokuş ekonomileriyle başka alanları yaratarak, merkezi otoriter sistem dışında hayattlarını idame ettiren kent insanları … bu çerçevede sayabileceğimiz birçok örnekten saadece bir kısmı.

Günümüz dünyasında bilgi dağılım kanalları üzerindeki kontrolün daha geniş bir alana ve kitleye yaygınlaştığı tartışma götürmez olarak kabul ediliyor. Artık hepimiz, telekomünikasyon teknolojileri aracılığıyla desantral (merkezsiz) kanallar üzerinden geniş bir alanda operatif olanaklar tanıyan bilgi ağlarının kullanıcılarıyız. BIr yanda, eskiden  saadece devlet odaklı ya da klasik güç medyası üzerinden dağıtılan veriler sözkonusuyken, bugün sivil toplum kuruluslarının, tek tek bireylerin ve iktidar dısında yeralan hertür organizasyonun genis bir kitleye ulaşabildigi bir iletişim sistemi oluşturmakta, diğer yandan da, özellikle sosyal medyada bıraktığımız izler üzerinden, güç merkezine kendimizi şeffaflastırdığımız veriler bırakmaktayız. Büyük medya sirketleri bizlere sundukları bedava kullanıcı haklarının ücretini profillerimizi satarak karsılıyorlar. Ekranımıza açılan tüm reklamlar, e-postamıza düsen tüm spam’ler, artık bireysel profilimize özel olarak biçilmis, potansiyel hedef kitle olarak görüldüğümüz kesitte bize doğrudan ulastırılanlar. Tüketim pazarı artık hakkımızda birçok şeyi doğrudan biliyor, iktidar odaklı pazar, mekanizma, siyaset vs … bizim verilerimizi, istediği taktirde profite dönüstüebilmek için  birçok operasyonda kullanabilme, kendi ideolojisiyle örtüsmeyen bireyleri eleme ve kendi tabanında görebildiği bireyleri de daha iyi organize edebileme şansına sahip. Bu paradoks gündelik yasamımızın bir parçası artık. Katılımcı demokrasi isterken ve iletişimin demokratikleşmesinden bahsederken „Big Data“’yı besleyen hikayeler üreten, Big Brother’a mercek altı olmus kimliklerimizle, Orwell’in 25-30 yıl gecikmeli gelen 1984 kehanetinden kaçamadık.

amberPlatform, amber’14 için aşağıdaki soruları sorarak pergelin ucunun erişemeyeceği köşeye geri çekiliyor ve sahneyi yaratıcı projelere ve tartışgan beyinlere bırakıyor: Şimdiye dek deneyimledigimiz merkezi otorite ile organize olan (sosyal, ekonmik ve ökolojik) bir sistem, hayatımıza, üretimimize ve yaratıcı gücümüze destek olabilecek olan ortak yaşam alanını kurabilecek siyasi doğruları üretebilir mi? Geleceğe dair sosyal organizasyon vizyonumuz ne olabilir? Merkezi, iktidarı, güç yaptırımı ve odağı olmayan bir sistemin varolabileceğini varsayarsak, bu yapı hiçbir bileşeni dışlamayan, işler sosyal bir yapıya nasıl dönüşebilir? bu sistemin parçaları hangi kanallar üzerinden, nasıl bir iletişim ağı kurmalıdır? Sanatın bu soruları sormaya gücü ve hakkı varmıdır? Bu bağlamda öngörebileceğimiz sanatsal modeller neler olabilir? Kamusal Alan güç odaklı kontrol mekanizmaları olmadan da barısçıl bir „piazza“ ya dönüştürülebilir mi? kendi içinde bütünlüğü olan farklı küçük birimler/yapılar için, tekbir merkeze bağlanmaksızın, birlik oluşturabilecek sosyal bir yapının tasarımı nasıl olmalıdır? Bunu sağlayabilecek, iletişim platformu ne olabilir? Kültürel, etnik, cinsel, sosyal ve geleneksel farklılıklar içeren diversif parçacıklar hegemonya dışı ortak bir yasam alanını birlikte nasıl kurmalıdırlar? Innovasyon, teknik ve teknolojik gelişim, hayatı ve sistemi kavramamız da nasıl bir işlev görür?  Geleceğe dair ütopik barışcıl bir sosyal sistem sanat ve teknoloji bağlantısıyla nasıl tasarlanabilir?

Yorumlar kapatıldı.