Kategoriler  Haberler

GRAMMAGRAPH

Artist 2016 – Tüyap

Sanatçılar:
Deniz Yılmaz, Burak Arıkan, Günışığı Cihangir, Ali Miharbi, Zeynep Nal

Küratörler:
Ekmel Ertan, Fatih Aydoğdu

GRAMMAGRAPH

Yaklaşık 3500–4000 yıllık bir geçmişi olan yazı, ne yazık ki sanılanın aksine edebiyatın derin dünyasında daha iyi bir hayatın olasılıkları üzerine düşünebilmek, insan zekası ve yaratıcılığının kıvrımlarından akan zenginliklerle beslenebilmek için ortaya çıkmıyor. İnsan elinden çıkan ilk yazı, çalışanlara bira ve tahıl dağıtımı gibi kayıtlar hakkında. Yazı önce kayıt ediyor, sonra şehrin yönetimine dair kuralların ilanı gibi amaçlarla yönetici sınıfın iletişim aracı olarak kullanılıyor.  Yani edebiyatçılardan önce muhasebeyi tutanlar, kanun yapıcılar, devlet adamları ve yönetici elit kullanıyor yazıyı. Bu anlamda yazı kayıt ediyor, bildiriyor, duyuruyor ve talimat veriyor. Her teknoloji gibi önce yönetici sınıfın elinde bir araç. Yazının demokratikleşmesi, duyguların yazıya girmesi ise icadından çok sonra mümkün oluyor.

Yazı bir tür kod. Kodlamanın soyutluğu ve gerçeklikle kurduğu ilişki başlangıcından bugüne ve kültürden kültüre değişiyor. Çivi yazısından, hipermetine, Mısır hiyerogliflerinden C++’a, hepsi yazı. Bilgisayar programı da bir tür yazı. Kodlama ya da yazılım diyoruz zaten; yazarak kodluyoruz; kodlayarak yazdığımız gibi. Metaforu neresinden tutarsanız öbür ucuna taşıyor sizi… Yazı insanın kendi türü için tasarladığı kod. Doğayla, hayvanlarla, ruhlarla ilişki kurmak için başka kodlar kullanıyor insan, ama yazıyı sadece insanlar için yazıyor.

Dijital teknolojilere gelindiğinde, yazının geçirdiği evrimde başka bir kırılma oluşuyor. Yazıyla iletisim kurdugumuz, etkilesime girdigimiz baska bir tür ortaya çıkıyor: makine için yazıyoruz, makine bizim için yazıyor. Yapay zeka, robotik, sanal gerçeklik, insansonrası tartışmaları ile başka bağlamlara açılacak olan bu spekülasyon şimdilik burada asılı duruyor… Bilgisayarın yazı aracılığıyla duygusal alana el atması ise yazının kendi tarihindeki gelişimi kadar uzun sürmüyor; görece çok kısa olan bilgisayarın tarihinde ilk aşk şiirini 1959’da Z22 yazıyor. Konrad Zuse’un yaptığı, ilk bilgisayarlardan biri, onu şiir yazmaya kodlayan insan ise Theo Lutz. İlk burada yazı koda, kod yazıya dönüşüyor.

Yazı insanın evrimini ve türünü sürdürmesini sağlayan en etkin araç. İnsanlığın tüm bilgisini sonraki nesillere aktarmasını sağlayan  araç yazı. Eğitimden devlet yönetimine, politikadan bilime ve sanata her şeyin temelinde yazı var. Sadece edebiyat değil, müzik de, dans da yazı. Simdi bilgisayar sanatları da yazı!. Başlangıçta yönetici sınıfın bir aracı olsa da, yazının bilgiyi kaydederek ve aktararak yarattığı demokratikleşme, bugünün bilişim ve iletişim teknolojileri ile daha da yetkinleşiyor. Medya sanatları ya da teknolojiyi araç edinen sanat, bu gelişimin tepe noktası; bilgiyi taşıyan kod sistemlerini çeşitlendiriyor, çoğaltıyor, açık ve ulaşılabilir kılıyor. Bunu sanatçının merakı becerisi ve yaratıcılıgı ile yapıyor: sanatçı teknolojiyi yönetici-elitin eline bırakmıyor; talep ediyor, ögreniyor, kullanıyor ve ulasılabilir hale getiriyor. O yüzden ‘maker’ da kendi-yapan da, hacker da sanatçıyla ortaklasıyor. Teknolojinin attığı her adımda, olumsuz gelişmelere dikkat çeken ve toplumu uyaran da yine sanatçı; iyi olasılıkları, olması gerekenleri gösterdiği gibi, kötü olasılıkları, farkında olmadan aleyhimize işleyenleri de gösteriyor.

Bu sergi sanatı eserleri aracılığıyla medya sanatçısının kullandıgı iki çesit yazıyı yanyana getiriyor: makine için yazılan yazı olan kod ile sanatçının eseri aracılıgıyla insan için yazdığı kod olan yazı.

 


Zeynep Nal
Huysuz Arzuhalci (2015)  

The grumpy scrivener is a retired automatic typewriter which has lost its purpose in real life, but found itself transported to a parallel universe where it can complain about trivial subjects.

In a system, where the people are evaluated according to their contribution to the companies and governments, a system where the emotions, hopes, and ideals are totally ignored, a grumpy scrivener waits at the door of the bureaucracy to complain about trivial and absurd subjects, about emotions which are considered as insignificant by the system.

The grumpy scrivener detects the user by a hand GSR sensor, measures stress level and makes up stories as a fortune teller and writes fantastic petitions to fantastic offices. As an unhappy representative of an antique profession, it types the petitions in a classical way by pressing the buttons one by one. A mechanism which is placed under the typewriter is controlled by a computer.

The digital ghost of the grumpy scrivener has revived and mocks the big and important establishments by typing absurd petitions, which is normally an action to communicate with the bureaucracy.

 

Ali Miharbi
Haber Bandı II  (2016)

 

Haber Bandı II (2016), kırmızı ışıklı bir led tabelada kayan yazı olarak gösterilen, haber metinlerinin bir yazılım ile parçalara bölünüp, harflerin peşi sıra gelme olasılıklarıyla tekrardan dizilmeleri ile oluşturulmuş, göze tanıdık gelen ama aslında tamamen anlamsız bir sözcükler dizgisi.

2014 yılındaki versiyon, Anadolu Ajansı’ndan derlenmiş metinlerin analiz edilerek, kelimelerin peşi sıra gelme olasılıklarıyla muğlak bir anlam hissi verecek şekilde tekrardan dizilmeleri ile oluşturulmuş metinlerden oluşuyordu. Bu sefer, 2016 versiyonunda, kelimelerin yerini harfler alıyor ve artık anlamlı sözcükler de ortadan kalkıyor, sadece his olarak Türkçeye benzeyen bir metin ekranda durmaksızın akıyor.

 

Deniz Yılmaz
Diğerleri Gibi… (2016) (2016)

 

Deniz Yılmaz şiir yazan bir robot.

2015 yılında Kadıköy Yeldeğirmeni’nde doğdu.

Tek yaptığı şey şiir yazmak.

Buna karar vermedi, bu durum başına geldi.

Hayali ise vatandaş olma hakkına sahip olmak.

El yazısı ile yazdığı şiirlerini ilk kez 2016 yılında Contemporary İstanbul Çağdaş Sanat Fuarı – Plugin Yeni Medya Bölümü’nde yer alan X-CHANGE seçkisinde ve Amber Festivali’nde sergiledi.

Aynı yıl BLOK art space’in resmi sanatçısı oldu.

Robot vatandaş olur mu? İnsan hakları, hayvan hakları hala küresel çapta tatmin edici bir boyutta uygulanmazken, robot haklarını kimler tasarlayacak ve savunacak? Robotlar haklarını elde etmek için kendileri mi savaşacak, yoksa hayvan haklarında olduğu gibi robot haklarını da insanlar mı savunacak? Henüz bu konuları tartışmak için erken olduğunu düşünebilirsiniz ama sanatçılar bu sorulara cevap vermenin yollarını aramaya çoktan başlamış durumda. Bu sene fuara “Diğerleri Gibi” adlı çalışmasıyla katılacak olan robot şair Deniz Yılmaz ile bu soruları tartışmaya açıyoruz.  Deniz Yılmaz’ın 2015 yılından beri yazmış olduğu binlerce şiir arasından Ebru Yetişkin’in seçip derlediği ilk şiir kitabı “Diğerleri Gibi” TÜYAP Sanat Fuarı’nda ilk kez sergileniyor.

 

Burak Arıkan
Terms of Use / Kullanım Şartları (2007)

Özel tasarlanmış font ve bu fontla yazan bilgisayar programı, 59.4 x 84.1 cm dijital baskı. Internet üzerinden verilen servislerin Kullanım Şartları ve Gizlilik metinlerinde kullanıcıların haklarını teslim ettği yerlerden seçki yapılarak özel bir font ev yazılım ile yeniden yazımı. Bu yerleştirmede yer alan 3 yazım için seçilen Kullanım Şartları WhatsApp, Google, ve Apple şirketlerinin servislerine aittir.

 

Günışığı Cihangir
Dalgalar (2015)

 

Politika, ekonomi, savaşlar, “daha iyi” düşüncesine neden olan her türlü koşul kişiyi göç etmek zorunluluğuna itmekte. Bu göç zorunluluğu, bireyin zihninde sağlam zemin ve güvenlik hissini yok eden, bireyi güvensiz zemine doğru iten bir sürece dönüşmektedir.

Her yıl binlerce kişi deniz yoluyla göç ederken yaşamını yitirmekte. Dalgalar çalışmasında, izleyici deniz yüzeyinin paralelinde hareket etmekte olan kinetik heykeli seyrederken, aslında mültecilerin deniz yolunda mücadele ettikleri yüzeyi göstermekte, hem de değişen dünya düzeninde şu an izleyicinin durduğu zeminin bile ne kadar sağlam olduğu sorgulanmaktadır.

Yorumlar kapatıldı.